Varsayılan kelimesi, “default”tan Türkçeleştirilmiştir. Türkçeleştirilmiş kelimelerden en sevdiğim büyük ihtimalle budur. Bir diğeri de “salt okunur” (read-only). Çoğu terimi Türkçe’ye kazandırırken müthiş işler çıkartılmış.

“Çok oturgaçlı götürgeç” örneğini gösterip hani nerede müthiş iş diyen olacaktır illa ki; ama üzülerek belirteyim ki bu bir şehir efsanesi. Çok oturgaçlı götürgeç diye bir Türkçeleştirme yok.

Türkçeleştirme çalışmalarına yaptığım övgüyü bitirdiğime göre konumuza geçebiliriz; tasarımda varsayılan kararları!

Varsayılan (default) dediğimiz şey aslında her yerde aynıdır. Ürünün, kullanıcı ile buluştuğu o ilk andaki halidir. Fabrika çıkışıdır… Tabi kullanıcı deneyimi tasarımında da bazı varsayılan haller vardır, her şeyde olduğu gibi. …


Yeni bölümle karşınızdayım, bu bölümde de yine yanlış bilinen; bir konuyu hedef göstereceğim. Aslında bu konu “Hayır Yanlış Biliyorsun!” serisine uygun mu tam emin değilim; ama bir yerde de seri devam etmeli :)

Önce reklamlar;

Özelleştirme ve kişiselleştirme (Customization & Personalization) birbirlerine karıştırılan bazı zamanlarda da neredeyse moda laf (buzzword)* haline gelen iki ayrı terimdir. Amaçları ve ulaşmak istedikleri nokta genellikle aynı olsa da bu iki güzide terimin tabi ki belirli farklılıkları da var.

İkisinin de ortak amacı kullanıcının ilgisine, beğensine, davranışlarına göre uyarlanan bir deneyim sunmak. Bu noktaya kadar hala aynı şeyler gibi görünüyor; ama farklılıkları kullandıkları yöntemlerden geliyor.


Adobe XD, ilk çıktığında UI tasarımları için kullandığım programlar içinde ilk tercihim olmamıştı; fakat hızlı gelişti ve şu an ilk tercihim XD olmuş durumda. Başlarda kullanmamamın nedenlerinden birisi de eklenti (plugin) sayısının ve çeşitliliğinin yetersiz olmasıydı; fakat uygulamanın kendisi gibi epey bir yol kat etti Adobe XD eklentileri.

Ben de kullandığım ve işimi kolaylaştıran bazı Adobe XD eklentileri paylaşayım dedim. Bir ara da neden Adobe XD kullanıyorum onu da anlatırım.

İyi okumalar…

Lorem Ipsum

Tasarımcının en iyi dostlarından biri Lorem Ipsum metnidir. Her seferinde lipsum.com’a gitmektense bu eklentiyle, lazım olduğunda metin kutularını hızlıca Lorem Ipsum ile doldurabiliyorum. …


Bugüne kadar yazdıklarımda, her ne kadar öyle yapmamaya dikkat ettiysem de, genellikle tasarımcı bakış açısından yaklaştım durumlara. Özellikle “Hayır Yanlış Biliyorsun!” serisini okuyanların bir kısmının “tasarımcılar sanki on numara insanlar” dediğini duyar gibiyim. Evet, aramızda on numara insanlar elbette var; ama olmayanlar da var. Bu yazımı o yüzden öncelikle tasarımcı olmayanlara adıyorum; ama tasarımcılara da notlarım yine olacak. :)

Hürriyet tarzı bir başlık attığım için de özür dilerim :)

Her yerde, genellikle, “bir şeyin iyisi nasıldır” tadında formüller var. Bunlar bana hep çok idealize gelmiştir. Konumuzdan örnek verirsek; “İyi tasarımcı nasıl olunur?” tadında bir yazı da yazabilirdim ya da “İyi…


Bir ürünü iyi yapan şeyler vardır; bunların en başında geleni tabi ki uygulamanın/web sitesinin özelliğidir. Aslında ne sunduğudur; bir e-ticaret uygulaması da olabilir, bir sosyal ağ da olabilir. Diğer bir konular da tabi ki estetik, kullanılabilirlik. Yani UI ve UX. Bunların tümünü iyi şekilde yaparsanız uygulamanızın kötü olması için hiçbir sebep yok. NŞA’da tabi…

Bunun dışında uygulamanızı mükemmel hale getirmenin de belli başlı hileleri (trick) var. Bunlardan benim kişisel olarak en sevdiğim şey mikro-etkileşimler! (micro-interactions) Mikro-etkileşimler çok hoş detaylardır ve detaylar bir şeyi mükkemmel hale getirmek için en kıymetli varlıklardır.

O kadar mı? Evet o kadar!

Mikro-etkileşimler, ne yazık ki…


Bir önceki bölümü okumak isteyenler için reklamlar;

Daha önceki bölümlerin de, bu bölümün de, bundan sonraki bölümlerin de amacı yanlış bilinen şeyler hakkında bazı laflar etmek. Bir kısmı direkt olarak maruz kaldığım şeyler, bir kısmı da sektörden duyduklarım. Bu bölüme detaylı girmeden önce bahsetmek istediğim bir nokta var. Bu nokta aslında tüm serinin asıl kapsamını oluşturuyor.

Neden UX bilmek zorunda gibi hissediyoruz?

Daha önce grafik tasarımcının başına gelen şeyler artık UX ve UI tasarımcılarının başına geliyor az çok. Çok “göz önünde” olan bir iş yaptıkları için nedense insanlar bu konu hakkında bilgi sahibi hatta fikir sahibi olmak zorunda hissediyorlar kendilerini…


Serinin ilk bölümünü okumak isteyenler için, her zaman yaptığım gibi, linki yazının başına ekliyorum.

Şimdi konumuza gelebiliriz;

Kullanıcı deneyimi tasarımı konusunda, kesinlikle görmezden gelemeyeceğimiz tek konu var o da kullanıcı. Kullanıcınızı hesaba katmadan ona sunacağınız her proje başarısız olmaya mahkumdur. Lam’ı Cim’i yok!

İşte bu noktada yapabileceğiniz bir sürü şey var. Analytics, Metrica gibi istatistik araçlarını, Hotjar, Usabilla gibi direkt kullanıcıdan geri bildirim alabildiğiniz araçları kullanabilirsiniz. Tasarım aşamasında ve yayın sonrasında kullanıcı testleri yapabilirsiniz. Özetle kullanıcılar ile ilgili olabildiğince veri toplamaya çalışırsınız.

Ya da!

Yazımızın konusu olan “ben de müşteriyim” insanlarını dinleyebilirsiniz. Benim tavsiyem birinci seçeneği seçmeniz yönünde.

Sen de…


Baştan belli olduğu için hemen cevabı veriyorum; hayır.

Şimdi girizgah yapabilirim;

Hayır Yanlış Biliyorsun adlı yeni bir seri yapmak istedim çünkü son yıllarda, özellikle de pandemi döneminde kullanıcı deneyimi inanılmaz derecede önemli olmaya başladı. Hal böyle olunca, neredeyse diğer tüm tasarım işlerinde olduğu gibi, “ben biliyorumcular” çıktı ortaya.

Şu cümleleri duydum/duyar gibiyim;

  • Müşterimizi bizden daha iyi tanıyamazsınız.
  • Ben yıllardır bu işlerin içindeyim çok şey gördük.
  • Yıllardır e-ticaret sitelerinden alışveriş yaparım/web sitesi kullanırım.
  • Ben çok iyi bir e-ticaret müşterisiyim. Ne istediğini biliyorum kullanıcının.

İlk aklıma gelen şeyler bunlar, düşünsek biraz daha cümle duyarız. Ayrıca sizin aklınıza gelenler varsa yorumlara bekliyorum.


UX Terimleri Sözlüğü’nün son bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bu üç bölüm yeni başlayanlar, merak edenler ve bir UX projesine dahil olan herkes için kavramlar hakkında fikir vermesi açısından gayet yeterli bence. Pek tabi terimlerin sayıları artırılabilir. Belki sonra birkaç bölüm de, yeni başlayanlar için değil de uzmanlaşmak isteyenler için yazabilirim. Şu an için planlarım arasında yok :)

Okumayanlar ya da yeniden okumak isteyenler için şimdi reklamlar;

Şimdi de üçüncü bölüm;

Javascript
Web geliştirmedeki 3 temel teknolojiden biri. (Diğerleri HTML ve CSS) JavaScript, HTML ve CSS’in nasıl davranması gerektiğini tanımlar. Sayfadaki öğeleri etkileşimli hale getirmemize olanak sağlayan programlama dili olarak düşünebilirsiniz.

Landing…


Uzun zamandır UI ve UX’i karşılaştırmak için (neden karşılaştırılıyor onu da anlamış değilim) aşağıdaki görsel kullanılır. “UI’da ne güzel cam şişe yapılmış; ama UX olunca işte bak kullanıcının problemini nasıl da çözmüşler” denir. Burada haklılık payı tabi var. Ama sağdaki şişede yazılması gereken aslında “UX+UI” olmalı.

Selçuk Avcı

Senior User Experience Designer at Arçelik selcukavci.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store